'Politika' kelimesi ile ilgili yazılar.

Bir ara sakin kafa ile alttaki linkten açılacak konuşmanın "tamamını" dinleyiniz ve izleyiniz efendim. Özellikle 06 dakika ve 05 sn. sonrasındakileri...
Uğur Mumcu` nun "Köy Enstitüleri" ile ilgili konuşması şu anki durumumuzu o kadar iyi özetliyor ki...
Yazık hepimize! Hem de çok yazık!

Bir ara ne demişti Uğur Mumcu(bkz: İlgili yazım):
"...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk, komünist dediler.
Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepçeyle geldiler üstümüze.
Kurtuluş Savaşı` nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti çabamız.
Bir kez dinlemediler bizi.
Bir kez anlamak istemediler.
Vurulduk ey halkım,
Unutma bizi...
..."

Ne diyor rahmetli Uğur Abi:
"Türk vatandaşı:
İsviçre Medeni Kanunu` na göre evlenen, İtalyan Ceza Yasası` na göre cezalandırılan, Alman Ceza Muhakemeleri Usülü Yasası` na göre yargılanan, Fransız İdare Hukuku` na göre idare edilen ve İslam Hukuku` na göre gömülen kişidir."

O dönemde böyle yasaların alınması zorunluydu.
Çünkü toplum bir yol ağzındaydı. Ya batılı laik sistem, ya şer-î sistem...
Mustafa Kemal ve düşün arkadaşları; batılı ve laik sistemi benimsediler. 1928 yılında, Anayasa` dan devletin islamcı devlet olduğunu belirten maddesi kaldırıldı. 1930 yılında da din dersleri..."

"Halka güvenmek gerekiyor! Her kim ki din sömürüsünü kullanır, bir süre yararlı olur belki ama sonunda mutlaka seçim sandığında yenilgiye uğrar. Halk affetmiyor... Din sömürgüsünü affetmiyor halk!"

(Bu da sona kalan tek duamız olsa gerek. Halkın affetmediğini, halkın kendisinin hatırlayabilmesi!)

Şu anda AKePe denilen partinin mensubu olan ve devlete en baştan bakan R.T.E. ile -adı üzerinde- AB ve ABD` nin sadece bir tek sözüne `bakan`ların oluşturduğu "bakanlar kurulu"nun zorlama ile çıkarttığı (Amerikan)Petrol Yasası, tam olarak yabancı petrol devlerine kendi gelirlerimizi sömürü hakkı sağlamakta(bkz: Shell, BP ve Irak!) ve malum basın bundan bi`haber görünmektedir... Şu günde görünen odur ki: "Türkiye Cumhuriyeti` nin çıkarlarını savunan son cumhurbaşkanımız" olan Sn. Ahmet Necdet Sezer` in kanun gereği köşkü terketmesi ile, bu tehdit ve tehlikeler başımıza daha çok iş açacaktır. Buna karşı çıktığınız için size "komünist" diyebilecekleri gibi("Demiryolları komünist işidir" - nurcuların ve `liberal`lerin baştacı Turgut Özal), ülke yararına çalıştığınızı düşünüp "darbe yanlısı" ya da "faşist" de diyebilirler(Şu devredeki çoğu köşe yazarı eski devrimci(!) ve sosyalist(!) `liberal`ler). Bu tuzağa düşmeyiniz!
İslam ve ABD faşizmini, yayılmacı / sömürgeci düşünce üzerine kurulu düzeni kabul etmediği için öldürdüler Uğur Abi` yi. Buyurunuz:

http://www.youtube.com/watch?v=7ynyRPB9jHE

Not: Eğer link çalışmazsa, adresi kopyalayıp kullandığınız Internet gezgininin adres satırına yapıştırınız ve adrese ulaşınız!
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  27.02.2007 00:00:00

Ekşi Sözlük` te, yazarların bilgilerinde "zamanın ötesinde entry` leri" adında bölüm var. Burada o güne kadar en fazla kötülenmiş, okurlar ve diğer yazarlar tarafından beğenilmemiş, sözlüğün kurallarına ve / veya dilbilgisine yanlış geldiği için negatif oylanmış sözlük yazılarınız sıralanmakta. Belirli bir formülü var ve bu formüle göre, yazdıklarınızdan bazıları bu listeye girmekte. Uzun zaman sonrası biraz önce bu listeye baktım da, o listedeki yazılı başlıklar ile kendimi yargılama ihtiyacı hissettim. Bu insanların bu kadar hoşuna gitmeyen şeyler neler olabilir diye sıradan bakmaya başladım. Aradığım dilbilgisi yanlışı veya sözlük formatına uygun olmayan yazılarım da değildi açıkçası. Ne yalan söyleyeyim; bunları yaptığımı düşünmüyorum ve hiç de mütevazi olma havamda değilim. Kendimi beğeniyor muyum? Eh, son iki yıldır; evet!

Neyse, mütevazi "zamanın ötesindeki yazılarım" şöyleymiş Ekşi Sözlük` te:
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  16.01.2007 00:00:00

"İstanbul` un anası nasıl bellenir" temalı barok, konstrüktvist, post-empresyonist ve aynı zamanda sanatçının çılgınlığını da vurgulamak istercesine dışavurumcu eserlerle dolu sergi, sabah 06:30 - 10:00 ve akşam 17:00 - 21:00 arası tüm İstanbul` da, o saatte yola çıkma gafletinde bulunmak zorunda olanlar için sergilenmekte. Ücretsiz olan sergide büyük sanatçı Kadir Topbaş` ın insanın vahşi doğasına çağrışımlarda bulunduğu gözden kaçmıyor.
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  23.11.2006 00:00:00

Hollywood kaynaklı filmler ile dizi filmlerde yine yıllardır sürdürülen belirli politikalar, değişmeksizin izleniyor. Küçüklüğümden hatırlarım. Kovboy filmleri için Pazar günü erkenden kalkar, saat 10.00` da başlayan ve alçak kızılderililer ile aslan süvarilerin kovalamacalarını anlatan filmleri takip ederdim. Yıllar yılı hep, kafa derisi yüzen vahşiler ile masumları korumak için atlarıyla dinlenmek bilmeden koşturan mavi üniformalıları gördüm, çocukluğumun oyun kahramanları oldu. Büyüdükçe farkettim ki, bu kızılderili vahşiler(!) kendi topraklarını açgözlü ve bu yüzden de doymak bilmeyen beyazlara kaptırmamak ve sadece yaşayabilmek istedikleri için katliama ve soykırıma uğruyorlardı...
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  21.11.2006 00:00:00

Bush is a...

Carlo` nun sitesinde görmüştüm. Sonra kaynağı da buldum. Biz daha adam hakkında karikatür çizemezken adamlardaki rahatlık ayrı bir şey.

mirmirik.net
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  30.09.2006 00:00:00

Project Democracy, NED ve Bizim Liberallar ile Demokrasi Dostları(!)Hani güzide basınımızın (ki genelde Ali Kemal örnekleri ile dolu olan güzide basınımızın) dilinden düşürmediği kelimeler vardır satır aralarında. "Proje", "Platform", "NGO(non-governmental organizations / sivil toplum örgütleri)", "Oluşum", "Atölye Çalışması", "Workshop"... İşte bu kelimelerin özellikle `80 sonrasında nasıl ve neden(!) üretildiği, nerelerden nerelere gelindiği gibi konuları, Soroz gibi insanların kimleri nasıl ve niye beslediğini; Reagan ile başlatılan ve kendisi de bir NGO(!) olan ama her nedense Amerikan Kongresi tarafından parasal desteği sağlanan NED(National Endowment for Democracy)` in nasıl da "bağımsız" olduğuna ilişkin, belgelere dayalı çarpıcı -ve beyinleri kıvrımlı olanlar için de düşündürücü- yazıları okuyabileceğiniz muhteşem bir belge-kitap ile tanıştım geçtiğimiz haftalarda. Birazcık da olsa vatan sevgisinden nasiplenebilmiş kişilerin kütüphanelerinde olması gereken, rahmetli Atilla İlhan` ın deyimi ile "tokat gibi bir kitap". Okudukça, Türkiye` deki AB(D) ve şakşakçıları ile şimdiki "memleket dahilinde iktidara sahip olanların" ne kadar yönlerinin saptırılmış olduğu, para için neler yapabildikleri, insanları nasıl kandırabildikleri, "gaflet, dalalet ve hatta hıyanet" içinde bulundukları o kadar göz önüne seriliyor ki, o insanların midelerinin bu çürümüşlük kokusu ile nasıl bulanmadan durduklarına hayret ediyorsunuz. Kitabın adı "Sivil Örümceğin Ağında". Yazarı da Mustafa Yılmaz. Kitap haliyle bir çok "demokratik" yayınevi tarafından geri çevrilmiş ve baskısı oldukça geç yapılabilmiş. Gecikmenin bir sonucu olarak da 2002 Kasım seçimleri var. Ne kadar ilginç değil mi? İlahi adalet işte...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  18.09.2006 00:00:00

Medeniyetler Çatışması` nın asıl mimarı olan ve aslında (Sn. Hulki Cevizoğlu` nun da söylediği gibi) batının Taliban` ı olan Vatikan hükümdarı Papa XVI. Benedict` in yaptığı ve ülkece nefretle kınadığımız konuşma üzerine klavyeye sarılıp, kendi aklımca Hristiyan dininin yayılması için yapılan vahşetlerin, katliamların dökümlerini yazacaktım. Kitaplardan okuduklarımı, internet` te ufak bir araştırma ile destekleyecek ve gerekli cevapları verecektim. Ancak, malum Doğan Medya` sının üslubu ile ilgili bir şeyler içimi gıdıkladı(Nedendir bilinmez, belki de `80 dönemi sonrasında bu kadar hızla yükselişe geçmesi ve KOÇ şirketleri ile danışıklı dövüşte bulunmaları sebebiyledir, bilemiyorum dedim ya!). Haberleri Doğan Medya` sından ya da muadili olan Gülen cemaati yayımlarından takip eden sevgili halkımın neyi ne kadar duyduğunu sorguladım...

Bize ne demişti adı geçen medyalarımız? "Papa İslamiyeti karaladı, tu-kaka ilan etti, Hz. Muhammed` in dine sadece `kan ile yayılma` eklentisinde bulunduğunu söyledi". Acaba Papa, sadece bunları mı söyledi? Hatta asıl soru şu olmalı belki de; Papa, bunları kendisi mi söyledi yoksa alıntı yaptı da bizim güzide medyamız mı öyle yansıttı?
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  16.09.2006 00:00:00

Bir süredir hazirliklari manhem tarafindan yapilan dolmakalem.org sitesi sonunda beta yayinina basladi. Degisik blog yazarlari tarafindan desteklenen sitenin asil amaci, blog yazarlarinin kendi sitelerinde yaz(a)madiklari yazilari burada ilgiye sunmalari. Sitenin yardim sayfasinda tanim olarak su yer aliyor:

"Her biri kendi uzmanlik alaninda farkli yazilar yazan/düsünen bir gurup yazarin, kendi sitelerinde deginemedikleri konulari yazdiklari bir nevi kaçis yuvasi... Dolmakalem, durusu itibariyle yazarlarina sinirsiz yazma özgürlügü taniyan, fikir ve eser üretme konusunda sinirlari reddeden bir olusumdur. Bu nedenle sitede kategorizasyon sistemi yoktur. Dolmakalem, okuyucularinin görüslerini ve katkilarini önemser, gelen yorumlarin herbirini bir fikir dagarcigi olarak bünyesine katar."

Bu olusum içinde ben de yer aliyorum. Tanimdan anlasilacagi üzere ben de bu siteyi uzun zamandir hayalini kurdugum "teknik" tarafa çekebilecegim. Kendime özel bir blog sitesini de belki yine bu sitenin bir alt domain` inde tutarim. Neyse. Haydi bakalim, hayirli olsun!
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  07.04.2006 00:00:00
Sayfa: 1 2 >|