'Dost' kelimesi ile ilgili yazılar.

En güzel hediye!

En güzel hediye!2002 yılından bu yana beklediğim an geldi sonunda: Orjinal Neverwinter Nights oyunu...

Amazon` da "Diamond Compilation Pack" fiyatını görünce kesinlikle artık bu hayalimi gerçekleştirmenin zamanı geldiğini düşündüm. Adamlar $19.99` a satıyorlardı. Kutunun içinde ise hem NWN, hem SOU, hem HOTU hem de Premium Modules adı verilen Kingmaker, ShadowGuard ve Witch` s Wake vardı.

Bu kutuya sahip olmalıydım...

Amazon` dan siparişimi verdim. Son adımda bu tür yazılımın Türkiye` ye gönderilmediğini belirten yazı çıktı karşıma. Yıkılmıştım. III. Dünya Ülkesi olduğumuz başımızdakilerden de belli ama bu kadar da olmaz dedim. Her işin bir çözümü olduğu gibi bunun da çözümü dostlardan geldi. Coretech` de uzun zaman birlikte çalıştığım ve nikah şahitliğini yaptığım(!) sevgili dost insan Mert` in Chicago` daki adresine gönderdim paketi. 17 gün sonra USPS ile gönderdiği DVD elimdeydi.

Artık eve kapanıp bir yıl boyunca bu oyunu yeniden oynamak var. Eski "save" dosyamı yeni kuruluma geçirip kaldığım yerden devam ediyorum... Bakalım Forgotten Realms` de nelerle karşılaşacağız...
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  30.08.2006 00:00:00

Erken davet!

Bundan sonraki hayatımızda, "ben" ve "sen" yerine "biz" demeye söz vereceğimiz güne "siz" de gelirseniz; "biz" mutlu olacağız...

Müge & Tolga
09.09.06 - 20.00
Balıkesir - Basri Otel
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  06.07.2006 00:00:00

"Ne" soruları!

Hani, `yıllar boyu sürecek arkadaşlıklar` vardı...
Niye kayboldular şimdi?
Hani, `ömür boyunca bitmeyecek aşklar` vardı...
Nereye gittiler şimdi?
Hani, `sonu gelmeyecek sevgiler` vardı...
Nerede bittiler şimdi?
Hani, `ağlatmayacak sevgililer` vardı...
Neden başını yerden kalkmaz hale getirdiler şimdi?

Hani, `can ciğer dostluklar` vardı...
Niye dost değil onlar şimdi?
Hani, `söylenmeyecek sözler` vardı...
Nereye doğru söylendiler şimdi?
Hani, `tutulacak eller` vardı...
Nerede başkalarına uzanıyorlar şimdi?
Hani, `büyümeyecek çocuklar` vardı...
Neden boyun eğiyorlar şimdi?

Hani, `ihtiyaç anında yanında olacak olanlar` vardı...
Niye gidiyorlar şimdi?
Hani, `yangında ilk kurtarılacak yazılar` vardı...
Nereye atılıyorlar şimdi?
Hani, `her çaldığında birisini hatırlatacak şarkılar` vardı...
Nerede o kişiler; şarkılar bile hatırlanmıyor ki şimdi?
Hani, `nedensiz ağlamalar` vardı...
Neden şimdi?
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  06.07.2006 00:00:00

Sevgili Tahabettin(!) bana "elim sende" diyerek kenara çekilmis bir hafta kadar önce. Ben de ancak firsat bulabildim. Elimden/klavyemden geldigi kadariyla sorduklarini cevaplayayim efendim...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  27.03.2006 00:00:00

Bu biçim...

Geçtigimiz altin gününde de Müjo` nun ve Aylin` in hatirlattigi bir sarki vardi yine eskilerden. Bu gece -sanirim evde yalniz olmamdan kaynaklanan özlem duygusu idi sebebi- onun pesinden kostum durdum. Bende vardi bu sarki demistim Müjolar ile konusmamizda. Hatta abartip "valla var lan, bak geldiginizde dinletecegim size, kapak olsun" gibi gayet "ailevi" ve "düzeyli" cümleler kurmustum kulaklari çinlasin. Neyse efendim. Sadede gelelim...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  11.03.2006 00:00:00

Baslik birbirinden ne kadar alakasiz iki konuyu içeriyorsa, su anda içinde bulundugum duygular da bunu içeriyor. Neyse efendim. Konuya gireyim, anlasilir zaten. Siteye eklemeyi düsündügüm yazi -belki de bir sonrakinde ekleyecegim- suna benzer bir sekilde basliyordu;

"Bugün Fatih ile de muhabbetini yaptigimiz bir konu var. Sitelerimiz kaynak kodlarini açiklamalari ile beraber indirmek için site ziyaretçilerine açmak."

Ama yapamadim. Çünkü...


Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  10.03.2006 00:00:00

Eski zamanlar...

Zamaninda yasanan ruhsal çöküntülerden kurtulmus oldugunu sanmanin verdigi rahatlikla yola devam ederken, bir anda arka planda çalan RHCP parçasi Otherside ile insanin durup da "lan..." demesi ne kadar garip ise, Winamp listesindeki bir sonraki parçanin da U2 dan What If God Will Send His Angels olmasi da bir o kadar iç burkucudur. Bu beraberlik veya ardindalik bu gece yasanmis, gözler sirf bu yüzden dolmustur. "Eski" diye anilan ve -artik- unutuldugu sanildigindan dolayi bile mutluluk ile anilmaya çalisilan zamanlar bir anda ve teker teker insana çarpar da; insan denilen yaratim ne oldugunu anlamaz. Insan bir alkollüyken öyle bir liste olusturmustur ki vaktinde, -bu Winamp denilen gavur icadinda- simdi o listeyi ekranda yeniden okurken bile aci çeker. Bilinç alti denilen o ikinci yasam o kadar güzel oyuna getirir ki insani, söylenecek ya da -iste- söylense de bir ise yarayabilecek olan cümle üretemez esas -veya esas oldugu sanilan o- oglan.
Içinde yarattigi, içinden disa çikartmaya çalistigi, gurur duydugu, hep O` nun gibi olmaya çalistigi "içteki dost" ve disinda yarattigi, disindan içine sokup da saklamaya çalistigi, utanç duydugu, hep O` nun gibi olanlardan dolayi aci çektigini düsündügü "distaki dost" da yardimci olamaz adama artik. Öyle bir yalnizlik içinde oldugunu anlar ki bir anda, sevdigim dedigi, hayatini O` nunla sonlandiracagina inandigi kisinin hemen yaninda yatiyor olmasina da aldirmaz. Yazar... Yazar durur, uydurur insan. Bilgisayar denilen o lanet olasi ve sadece bir ile sifirdan anlayabilen cansiz üzerinde mastürbasyonunu yapar. Ah ne güzel de içimi döktüm, içimden gelenleri yazdim iste, ne kadar da mutluyum artik der belki de.
Bir zamanlar Kadiköy` de Buddha Bar vardi. "Hala var ki" diye ukalalik da yapabilirim. Ama bahsettigim taraf, hani su "ayni nehirde iki defa yikanamazsin" tarzindaki düsünceden yola çikan "benim için artik yok ki" kismi. Sunu sorguluyorum kendi kendime; "o barda OtherSide dinleyerek kaç defa dans ettik bir özel saydigim insanla?" ya da "Bu `What If..` çaldigi zamanlar kaç defa hüzünlendik o barda?" Sikintili oldugum kaç zaman ben o bara yalniz basima gidip de The Temple Of The King dinledim? Kaç defa Tonic` in fazla popüler If You Could Only See sarkisi ile ya da Leonard Cohen in If It Will Be your Will` i ile kendi kendime bugulu dolasma yaptim ayni mekanda? Bunlarin cevabini verememek insani yoruyor. Belki de asil yoran kisim; bu sorulari "simdi" kendime soruyor olmam...
Kadiköy` e dair en son hatirladigim güzellik ise bir çiplak elf ile sokaklarinda yaptigimiz uzun yürüyüs... O kadarcik iste!
NOT: "Bundan önceki hayatimda" diye baslayan cümleleri tekrar tekrar yazmak istemedigim için simdiye kadar belirtmedim ama açiklama "gereginde"/"geregi de" hissettim simdi. "Eski" diye adlandirdigim, "bir zamanlar" diye dillendirdigim ya da "-di` li geçmis zamanla yüklemlerini yazdigim zamanlar" hep huzurum olan Mügem` den önceki zamanlara refere etmekte. Her ne kadar o zamanlar simdi kafami mesgul ediyor olsa da, her ne kadar o zamanlara biraz obsesif yaklasiyor olsam da, bunun simdiki yasadiklarim ile bir ilgisi yok.
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  05.03.2006 00:00:00

Altin günü

Çocuklugumuzda kaldigini düsündügüm -eski- günler vardi. Akrabalar ile onbes günde bir araya gelip herkesin muhabbetini yaptigi, son günlerdeki gelismelerin konusuldugu, arkadasliklarin/dostluklarin pekistirildigi günler. Anne tarafi ile bulusmanin bir hafta sonrasinda baba tarafinin yakinlari ile bulusulur ve böylece iki taraf da en azindan onbes günde bir birbirini görmüs olur ve hasret giderebilirdi.

Uzun zaman oldu bu tür bulusmalarin ne kadar da mutluluk getirebilecegini görmedigim/düsünmedigim. Son üç aydir, son senelerde bir türlü görüsme olanagi bulamadigim ve buna ragmen çok sevdigim, akrabalarimla "altin günü" düzenliyoruz. Dört aile, o hafta sira kimdeyse O` nun evine gidip, bir de Cumhuriyet Altini götürüyoruz. Tipki babalarimizin ve annelerimizin yaptigi, gençken küçümsedigimiz bulusmalar gibi. Gerçi bizimkisi biraz daha farkli. Ne bileyim ben. Eski bulusmalarda topluca çay/kahve içilir, kadinlar tarafindan örgü/yemek tarifleri konusulur ya da dedikodular yapilir, erkekler tarafindan kagit(51) ya da okey oynanir, çocuklar ayri odalarda "çocukluk"larini yasardi... Bizim nesilden midir, yoksa eski aliskanliklarin vazgeçilmezliginden midir bilinmez, bizler sunu yapiyoruz. Gittigimiz aile et, meze ve raki içeren sofrayi kuruyor, gelenler de altinlarini getiriyor. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar MP3` lerden devsirilmis türküler esliginde sofrada oturup eskideki güzel günler ile gelecekteki mükemmel günlerden dem vuruyoruz...

Öyle bir ilaç ki bulusmalar, herhangi bir "ruhsal problem"in üstünden gelebiliyor. Bir sikintin mi var? Hoop akrabalar ile bulus... Bir derdin mi var. Hop, git akrabalarini gör. Hepsi ve herbiri ayri ayri antibiyotik etkisi yapiyor insan ruhuna.


Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  19.02.2006 00:00:00
Sayfa: 1 2 3 >> >|