'Hikaye' kelimesi ile ilgili yazılar.

Viski, Blues ve Grip

Yıllar öncesi hatıralar için en uyarıcı duyu kokudur derler. Doğrudur. İnsan hafızası, kokudan hatırlayabileceği kadar çok bilgiyi, diğer dört duyusundan, -hatta onların dördünün toplamından bile- alamaz nedense.

Garip bir vesile ile bugün Mr. Jack ile ufak bir görüşme yaptım. Aklıma gelen fotoğraf kareleri o kadar canlıydı ki, algı kapıları öyle bir açıldı ki, bir an başka bir Mr. ile(The Doors Of Perception) konuştuğumu düşündüm... Sevgili ve eski dost Mr. Jack sayesinde -ya da onun itelemesi ile- diğer sevgili dostlar ile olan birliktelikler/anılar patladı suratıma. Hiç unutmadığım ve hiç de unutacağımı falan sanmadığım bir anı var mesela...

ARA NOT: Bu aralar en sevdiğim slogan da şu: "Rakıyı sek için, yılda 140 ton su kurtarın...". İstanbul Belediyesi` nin sağa sola yapıştırdığı "Daha az duş alın X ton su kurtarın" gibi salaklara yönelik sloganlarına karşılık oluşturulmuş(sanki İstanbul` da duş alan var, Belediye Başkanı muhallebici açacağına önce otobüslere binsin)...
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  12.09.2007 00:00:00

Ekşi Sözlük` te, yazarların bilgilerinde "zamanın ötesinde entry` leri" adında bölüm var. Burada o güne kadar en fazla kötülenmiş, okurlar ve diğer yazarlar tarafından beğenilmemiş, sözlüğün kurallarına ve / veya dilbilgisine yanlış geldiği için negatif oylanmış sözlük yazılarınız sıralanmakta. Belirli bir formülü var ve bu formüle göre, yazdıklarınızdan bazıları bu listeye girmekte. Uzun zaman sonrası biraz önce bu listeye baktım da, o listedeki yazılı başlıklar ile kendimi yargılama ihtiyacı hissettim. Bu insanların bu kadar hoşuna gitmeyen şeyler neler olabilir diye sıradan bakmaya başladım. Aradığım dilbilgisi yanlışı veya sözlük formatına uygun olmayan yazılarım da değildi açıkçası. Ne yalan söyleyeyim; bunları yaptığımı düşünmüyorum ve hiç de mütevazi olma havamda değilim. Kendimi beğeniyor muyum? Eh, son iki yıldır; evet!

Neyse, mütevazi "zamanın ötesindeki yazılarım" şöyleymiş Ekşi Sözlük` te:
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  16.01.2007 00:00:00

Hayatın Muhasebesi - I

Bölüm I: Sanıyorum... Sanki, bilemiyorum...

Yaşım artık otuz... Otuzbirinci insan yılımı yaşıyorum bu dünya adını verdikleri mekanda. İnsan ömrü ortalama altmışbeş desen, neredeyse yarısını tükettim bile. Yaşlanmaya mı başladım ne?

Yaşlılara kızardım hep. "Çok şey bildiklerini sanıyorlar" derdim. Sanırım bu bahsi geçen yaşlıların en önde gelenleri de annem ile babamdı. "Ne çok şey bildiklerini sanıyorlar, oysa hiçbir şey bilmiyorlar" derdim. Ben de şimdi çok şey bildiğimi sanıyorum, belki de henüz hiçbir şey bilmiyorum...

Sanıyorum,
        sanki,
                ben bilemiyorum!
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  05.10.2006 00:00:00

Karşı cins ile olan ilişkiye "iki günlük macera", "aman da aman hayat nasıl da güzel", "dur bir de bunu deneyeyim, olmazsa diğerine zıplarım", "özgürlük budur, iç iç kudur" cümleleri ile başlamayan ve "ilişkimize ara verelim", "dost kalalım" ile bitirmeyen insanların haklı mottosu.

"ilişkiye endeksli hayat"ı eleştirirken, ilişki kavramını bir tek karşı cins ile olan aşk ilişkisine sınırlamayıp; "insan-insan", "insan-hayvan", "insan-toplum" vb. ilişkilere kadar geniş bakabilenlerde, yıkıcı yerine yapıcı yazılar da görülmüştür tarihte. Ama ne demiştir Albert Camus: "İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır"!

Sonuç:
"Her" zaman,
Herhangi bir ilişkiye endeksli yaşar aslında insan
Bir ilişkide bulunmayan
-ya da-
"İlişki" kelimesinden gocunup da sadece "aşk ilişkisi"ni anlayan
O` dur işte bizden olmayan,
Anlamayan,
Eskilerde takılıp kalmış, sadece eskiyi yaşayan...
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  19.09.2006 00:00:00

Bir süredir hazirliklari manhem tarafindan yapilan dolmakalem.org sitesi sonunda beta yayinina basladi. Degisik blog yazarlari tarafindan desteklenen sitenin asil amaci, blog yazarlarinin kendi sitelerinde yaz(a)madiklari yazilari burada ilgiye sunmalari. Sitenin yardim sayfasinda tanim olarak su yer aliyor:

"Her biri kendi uzmanlik alaninda farkli yazilar yazan/düsünen bir gurup yazarin, kendi sitelerinde deginemedikleri konulari yazdiklari bir nevi kaçis yuvasi... Dolmakalem, durusu itibariyle yazarlarina sinirsiz yazma özgürlügü taniyan, fikir ve eser üretme konusunda sinirlari reddeden bir olusumdur. Bu nedenle sitede kategorizasyon sistemi yoktur. Dolmakalem, okuyucularinin görüslerini ve katkilarini önemser, gelen yorumlarin herbirini bir fikir dagarcigi olarak bünyesine katar."

Bu olusum içinde ben de yer aliyorum. Tanimdan anlasilacagi üzere ben de bu siteyi uzun zamandir hayalini kurdugum "teknik" tarafa çekebilecegim. Kendime özel bir blog sitesini de belki yine bu sitenin bir alt domain` inde tutarim. Neyse. Haydi bakalim, hayirli olsun!
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  07.04.2006 00:00:00

Bu biçim...

Geçtigimiz altin gününde de Müjo` nun ve Aylin` in hatirlattigi bir sarki vardi yine eskilerden. Bu gece -sanirim evde yalniz olmamdan kaynaklanan özlem duygusu idi sebebi- onun pesinden kostum durdum. Bende vardi bu sarki demistim Müjolar ile konusmamizda. Hatta abartip "valla var lan, bak geldiginizde dinletecegim size, kapak olsun" gibi gayet "ailevi" ve "düzeyli" cümleler kurmustum kulaklari çinlasin. Neyse efendim. Sadede gelelim...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  11.03.2006 00:00:00

Eski zamanlar...

Zamaninda yasanan ruhsal çöküntülerden kurtulmus oldugunu sanmanin verdigi rahatlikla yola devam ederken, bir anda arka planda çalan RHCP parçasi Otherside ile insanin durup da "lan..." demesi ne kadar garip ise, Winamp listesindeki bir sonraki parçanin da U2 dan What If God Will Send His Angels olmasi da bir o kadar iç burkucudur. Bu beraberlik veya ardindalik bu gece yasanmis, gözler sirf bu yüzden dolmustur. "Eski" diye anilan ve -artik- unutuldugu sanildigindan dolayi bile mutluluk ile anilmaya çalisilan zamanlar bir anda ve teker teker insana çarpar da; insan denilen yaratim ne oldugunu anlamaz. Insan bir alkollüyken öyle bir liste olusturmustur ki vaktinde, -bu Winamp denilen gavur icadinda- simdi o listeyi ekranda yeniden okurken bile aci çeker. Bilinç alti denilen o ikinci yasam o kadar güzel oyuna getirir ki insani, söylenecek ya da -iste- söylense de bir ise yarayabilecek olan cümle üretemez esas -veya esas oldugu sanilan o- oglan.
Içinde yarattigi, içinden disa çikartmaya çalistigi, gurur duydugu, hep O` nun gibi olmaya çalistigi "içteki dost" ve disinda yarattigi, disindan içine sokup da saklamaya çalistigi, utanç duydugu, hep O` nun gibi olanlardan dolayi aci çektigini düsündügü "distaki dost" da yardimci olamaz adama artik. Öyle bir yalnizlik içinde oldugunu anlar ki bir anda, sevdigim dedigi, hayatini O` nunla sonlandiracagina inandigi kisinin hemen yaninda yatiyor olmasina da aldirmaz. Yazar... Yazar durur, uydurur insan. Bilgisayar denilen o lanet olasi ve sadece bir ile sifirdan anlayabilen cansiz üzerinde mastürbasyonunu yapar. Ah ne güzel de içimi döktüm, içimden gelenleri yazdim iste, ne kadar da mutluyum artik der belki de.
Bir zamanlar Kadiköy` de Buddha Bar vardi. "Hala var ki" diye ukalalik da yapabilirim. Ama bahsettigim taraf, hani su "ayni nehirde iki defa yikanamazsin" tarzindaki düsünceden yola çikan "benim için artik yok ki" kismi. Sunu sorguluyorum kendi kendime; "o barda OtherSide dinleyerek kaç defa dans ettik bir özel saydigim insanla?" ya da "Bu `What If..` çaldigi zamanlar kaç defa hüzünlendik o barda?" Sikintili oldugum kaç zaman ben o bara yalniz basima gidip de The Temple Of The King dinledim? Kaç defa Tonic` in fazla popüler If You Could Only See sarkisi ile ya da Leonard Cohen in If It Will Be your Will` i ile kendi kendime bugulu dolasma yaptim ayni mekanda? Bunlarin cevabini verememek insani yoruyor. Belki de asil yoran kisim; bu sorulari "simdi" kendime soruyor olmam...
Kadiköy` e dair en son hatirladigim güzellik ise bir çiplak elf ile sokaklarinda yaptigimiz uzun yürüyüs... O kadarcik iste!
NOT: "Bundan önceki hayatimda" diye baslayan cümleleri tekrar tekrar yazmak istemedigim için simdiye kadar belirtmedim ama açiklama "gereginde"/"geregi de" hissettim simdi. "Eski" diye adlandirdigim, "bir zamanlar" diye dillendirdigim ya da "-di` li geçmis zamanla yüklemlerini yazdigim zamanlar" hep huzurum olan Mügem` den önceki zamanlara refere etmekte. Her ne kadar o zamanlar simdi kafami mesgul ediyor olsa da, her ne kadar o zamanlara biraz obsesif yaklasiyor olsam da, bunun simdiki yasadiklarim ile bir ilgisi yok.
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  05.03.2006 00:00:00

Mission from god

Son günlerde olan gelismelerden dolayi biraz eskiye özlem duygusu yasanilsa da, artik duygusal degil de "mantikli" karar vermenin daha iyi oldugunu yasayarak anladigimdan dolayi tam bir karmasa içindeyim. Saçma bir cümle oldu sanki. Anlatilmak istenilen seyin tamamini bir seferde vermeye çalisinca anlasilmaz oldum bir anda. Neyse. Durum su;
- We`re putting the band back together!
- Peki ya bundan benim çikarim ne?
- We` ve got a mission from god!
- Issiz kaldigimda "maalesef" diyen ayni "god" mi bu peki?
Duygusal baglantilarimi bir türlü asamamisim megerse. Is ile kisisel hayati karistirmamak adina adim attigimi sandigim için olacak, sarsildim. Artik eskisi gibi "tek" olmadigim için de bu gelen "mission from god" nedense benim için ilk anlamda anlamli oldu sadece. Bir telas, bir heyecan, bir "aman aman"...

Su diyalog da ilginçti;
- Baba, I` ve got a mission from God!
- Rahatini bozma.
- But... We` re putting the band back together!
- Bunch of wanna-be-players! Ingilizcemi test etme...
- Ama...
- Artik "sen" degilsin. Artik "siz" varsiniz. karsimdaki sadece "sen" olsan, bugüne kadar ne yaptiysam onu yapardim. Birakirdim seni ne halt edersen et. Ama artik dedigim gibi sen yoksun karsimda. Siz varsiniz. Ben sadece senin için degil, kizim için de endiseleniyorum. O` nu maceraya sürüklemek ister misin? Yapma. Sana ilk defa sen olarak yaklasana bunu yasatma.
- Düsünecegim!
- Düsünmek için degil yapmak için kodlanmissin.
- Yapacagim!
- Dogru olanini yap.
...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  26.02.2006 00:00:00
Sayfa: 1 2 3 >> >|