
Hani güzide basınımızın (ki genelde Ali Kemal örnekleri ile dolu olan güzide basınımızın) dilinden düşürmediği kelimeler vardır satır aralarında. "Proje", "Platform", "NGO(non-governmental organizations / sivil toplum örgütleri)", "Oluşum", "Atölye Çalışması", "Workshop"... İşte bu kelimelerin özellikle `80 sonrasında nasıl ve neden(!) üretildiği, nerelerden nerelere gelindiği gibi konuları, Soroz gibi insanların kimleri nasıl ve niye beslediğini; Reagan ile başlatılan ve kendisi de bir NGO(!) olan ama her nedense Amerikan Kongresi tarafından parasal desteği sağlanan NED(National Endowment for Democracy)` in nasıl da "bağımsız" olduğuna ilişkin, belgelere dayalı çarpıcı -ve beyinleri kıvrımlı olanlar için de düşündürücü- yazıları okuyabileceğiniz muhteşem bir belge-kitap ile tanıştım geçtiğimiz haftalarda. Birazcık da olsa vatan sevgisinden nasiplenebilmiş kişilerin kütüphanelerinde olması gereken, rahmetli Atilla İlhan` ın deyimi ile "tokat gibi bir kitap". Okudukça, Türkiye` deki AB(D) ve şakşakçıları ile şimdiki "memleket dahilinde iktidara sahip olanların" ne kadar yönlerinin saptırılmış olduğu, para için neler yapabildikleri, insanları nasıl kandırabildikleri, "gaflet, dalalet ve hatta hıyanet" içinde bulundukları o kadar göz önüne seriliyor ki, o insanların midelerinin bu çürümüşlük kokusu ile nasıl bulanmadan durduklarına hayret ediyorsunuz. Kitabın adı "Sivil Örümceğin Ağında". Yazarı da Mustafa Yılmaz. Kitap haliyle bir çok "demokratik" yayınevi tarafından geri çevrilmiş ve baskısı oldukça geç yapılabilmiş. Gecikmenin bir sonucu olarak da 2002 Kasım seçimleri var. Ne kadar ilginç değil mi? İlahi adalet işte...
Kitapta çok çarpıcı bir bölüm var.
Ekşi Sözlük` ten bir dostun(
bigbrother) konu ile ilgili yazdığı bir yazıyı kendisinden de izinle alıntıladım(Lütfen burada yazılı olanları Mustafa Kemal Atatürk` ün ölümü sonrasındaki ABD yardakçılığı ve NATO ile dış güçlere kapımızı açmamız ile değerlendirin. Pek bir milliyetçi ve dindar sağ iktidarlar ile, Öncesinde nasıldık, şimdi nasıl olduk diye birazcık düşünün.):
21 adımda bir ülke demokratikleştiriliyor diye nasıl bölünür ve sömürgeleştirilir?
1. iktisadi ortamı denetleme: borç ekonomisinde dalgalanmalar yaratmak üzere, para piyasalarının dışardan gelen uluslar arası vurkaç tefecilerine sonuna dek açılması.
2. ulusal bunalımlar yaratılması: ülkede sık sık iktisadi dalgalanma yaratılarak bunalım aralarının azaltılması. ulusal devlet merkezinin elindeki en önemli güç olan para kaynaklarının, bankaların, devlet şirketlerinin kapatılması, yabancı şirket egemenliğine geçirilmesi.
3. merkez devlete güvensizlik yaratma: kritik dönemlerde iktisadi bunalım yaratılmasıyla umutsuzluğa düşürülen yerel sanayicilerle ve üreticilerle konferans, sempozyum adı altında doğrudan ilişkiye geçilerek, devlet merkezine karşı güvensizlik aşılanması.
4. işadamlarını örgütleme: yerel işadamı örgütlerinin ve ilişki bürolarının kurulması; başına buyruk, devlet denetiminden giderek uzaklaşan "serbest ekonomi" ve "serbest pazar" düzeninin kabul ettirilmesi.
5. yolsuzluk kampanyaları: "yerinden yönetim" taleplerini yükselterek, devletin egemenliğinin zayıflatılması, yolsuzluk olaylarını abartarak topluma aşağılık duygusunun yerleştirilmesi, halkın çaresizliğe itilmesi.
6. belediye hizmetlerinin yabancı şirketlere devredilmesi: yerel yönetimi güçlendirme adı altında, toplumsal hizmetlerin "karlılık" esasına oturan şirketlere devredilmesi, su-elektrik gibi kentsel işletmelerin yabancı şirketlere devredilmesi için gerekli düşünsel alt yapının oluşturulması.
7. ulusal sanayinin yıkımı: ulusal iktisadın çökertilmesi için, ulusal sanayileşmenin ve enerji kaynaklarının yıkıma uğratılması için toplum ile devlet arasında çatışmayı da içerecek biçimde çevreci akımların, örgütlerin desteklenmesi ve ulusal madenciliğin, doğal yakıt üretim kaynakları işletmeciliğinin ulusal egemenlik alanının dışına çıkarılması.
8. kamuoyu oluşturucuları -bizdeki adlandırmalarıyla, aydınlara, yazarlara, bilim adamlarına- yönelik içerde ve dışarıda, masrafları karşılayarak, konferanslara çekmek. katılımcılarla doğrudan ilişki içinde, ilgili ülke hakkında bilgi almak ve "düşünce" ve "örgütlenme"; özgürlüğü başlığı altında yeniden yapılanma düşüncesini benimsetmektir.
9. alt örgütler yoksa, hemen helsinki nihai senedi kapsamında helsinki yurttaşlar ve ortak zemin merkezleri örgütlemek ve koşullar olgunlaştıkça, uzaktan yönlendirilebilecek bir ilişkiler ağı altında insan hakları dernekleri ve benzeri örgütlenmelerin kurulması.
10. bilimsel ve toplumsal konferansların çoğaltılması. yerel vakıf ve "think tank" derneklerinin kurulması.
11. işadamları derneklerinin, sendikaların kurulması, varolanların içine bilim danışmanlarıyla sızılması. siyasi partilere eğitim programlarıyla, particilik dersleriyle yaklaşarak kadroların yönlendirilmesi, gençliğin "düşünce özgürlüğü" ve "siyasi katılımcılık" propagandasıyla örgütlenmesi.
12. yeni propaganda aygıtlarının (radyo, gazete, dergi, televizyon, video yayını) devreye sokulması. bilimsel ve magazinsel içerikli, insan hakları ilkeleri üstüne sürdürülen yayınların yoğunlaştırılması. insan hakları ihlallerinin yaratılmasıyla sürecin hızlandırılması.
13. casuslar yerine yayın muhabirleriyle yerinden bilgi elde etmek için yaygın bir yayıncı eğitim programının gerçekleştirilmesi.
14. gizli ve yarı gizli istihbarat çalışmalarının azaltılması, buna karşılık medya muhabir ağıyla açık ve yaygın istihbarat toplanması, olanaklıysa amerikan televizyonlarının yerli şubeleriyle yayına geçilmesi, eksik-yanlış bilgilendirmeyle kitlelerin yönlendirilmesi, eğitim-konferans-gezi düzenleyerek yerel medya ile kalıcı bağlar oluşturulması.
15. yanlış ve eksik bilgilendirme: kitlelerin akıl denetimlerini ele geçirmek üzere yoğun propaganda ve yanlış bilgilendirmeyle tarihsel devlet kurumlarının ve etnik sürtüşmeleri önleyen geleneksel kurumların yıpratılması, toplumsal kimliği karıştırmak için tarihsel ve toplumsal gelişim gerçeklerini tahrif ederek, yeni kimlikli topluluklar yaratılması.
16. etnik kışkırtıcılık: etnik ayrılıkları güçlendirmek üzere kültür anımsatma programlarına başlanarak yerel toplantılardan uluslar arası toplantılara adam taşınması, ulusal-bölgesel tarihin bütünleştirici özelliklerinin azımsanılarak, yerel tarih, yerel kültür araştırması adı altında en eskiye özlem yaratılması.
17. kültürel kaynaşmanın yıkımı: "çok kültürlülük" propagandasıyla toplumsal ortak kültürün temellerinin yıkılması. uluslararası karşı kampanyalar ile ulusal kurtuluşun simgesi olan anma günlerini ve toplumun tarihten kalma bağımsızlık ve onur simgesi özelliklerini sözde dostluk adına silikleştirerek güdülebilir bir topluluğa dönüştürmek. din kültürünün parçalanması, geleneksel akışın kesilmesi ve ulusal dayanışmayı pekiştirici etkisinin yok edilmesi için, "medeniyetler/dinler arası diyalog" programıyla, batı` nın dinsel kurumlarının güdümünde eritilmesi. böylece azınlık din kurumlarıyla, ulusal egemenliğin karşısında ortak, dinsel cephe oluşturulması
18. inanmış örgüt liderlerinin yetiştirilmesi: liderlik programlarıyla, güdümlü yeni dünya düzenine tapınan ultra-liberal önderlerin üretilmesi ve yeni partiler kurulması, varolanlara yeni liderler yerleştirilmesi; parti programlarının rejimle hesaplaşmaya yönelik, birer kışkırtma programına dönüştürülmesi.
19. silahlı gücün zayıflatılması: iktisadi bunalımı bahane ederek, toprak bütünlüğünü koruma aracı ulusal ordunun, silah donanımlarında, komuta kontrol ve iletişim sistemlerinde yenilenme alımlarının kısıtlanarak, zayıflatılması ve ulusal sınırların gevşetilmesi.
20. orduları ulusal savunma kimliğinden koparma: güvenlik güçlerinin ulusal yapıların korunmasına yönelik müdahalelerini önlemek için, profesyonelleştirmek. devlet egemenliğine sahip çıkmaya çalışan orduları geriletmek için, kışkırtmalara başvurularak, ordu yönetimlerinin günlük siyasete çekilmesi, ordu içinde politik tartışma, ordu ile halk arasında cepheleşme yaratılması.
21. devlet yönetiminin kargaşayla ele geçirilmesi: seçim darbesiyle egemen devletin ele geçirilmesi. merkezi direniş olursa, yaygın ve sürekli kitle gösterileri düzenlenmesi. bu sürecin hızlandırılması için halkı ikna edici etnik çatışmaların düzenlenmesi, ölümle sonuçlanan kışkırtmalarla etnik yada mezhepsel kimliklerin kemikleştirilmesi.
Eee? Tanıdık mı bunlar? Bu maddelerden bazıları yapıldı/yapılıyor mu tanıdık bir ülkede yoksa= `80 darbesi sonrası pek bir Atatürkçü(!) Kenan Evren ve tayfası için ABD başkanına geçilen "
bizim oğlanlar/çocuklar başardı" notunun, sonrasındaki "liberal" ve "zengin sevip", "memurunun işini bildiği" Özal` ın, pek bir dindar ve gözleri fıldır fıldır dönen Erbakan Hoca Efendi ile Fetullah Hoca Efendi` nin, IMF pasaportlu Kemal Derviş` in, sonrasında parlayan Ak mı AK, PAK mı PAK Erdoğan` ın yaptıkları acaba bunlara yardım etmiş olabilir mi? Yok canım... Daha neler? Hepsi komplo bunların...
Evet, evet...
Kesinlikle komplo!
Boşverelim bunları, biz devam edelim eski hayata.
Bakın, Seda Sayan yeni programa başlıyor, Pınar Altuğ kendisine yeni çıtır sevgili yapmış, FB / GS / BJK bu sezon ne yapacak acaba?
Bunlar dururken kime ne ki NED, kime ne ki Project Democracy, kime ne ki özgürlük?
Ancak benim gibi delilerin ve benzerlerinin ağzında sakızdır aslında
önce vatan ve namus!
NOT1: NED denilen oluşumun Türkiye` yi demokratikleştirmek(!) için sivil toplum örgütlerimize yaptığı USD bazlı destekleri(!) şu sayfada bulabilirsiniz(İngilizce):
Tıklayınız.
NOT2: NED hakkında daha fazla bilgi için şu adrese gidiniz(İngilizce):
NED / Wikipedia
Kelimeler: AB,
AKP,
Aldatma ve Kandırma Partisi,
Amerika uşaklığı,
Atatürk,
Avrupa Birliği,
Ayrımcılık,
Bağımsızlık,
Bölücülük,
Delirmek,
Eleştiri,
Hainlik,
Hata,
Kitap,
Kurtuluş,
Mustafa Kemal,
Politika,
Project Democracy, NED,
Recep Tayyip Erdoğan,
Sinirlenmek,
Tavsiye
« Papa` nın konuşması ve Doğan Medyası
|
İlişkiye Endeksli İnsan »