Yaşamın tüm soğukluğu esas şimdi üzerimde. Hayatımdaki ikinci kışım bu belki de. Fazla soğuk oldu herşey. Eski `Alo` lar girmiyor artık telefona yapışan kulağa. Hoş telefona bile yapışmıyor ki kulak artık. Hayır hayır! Eskidenmiş o sabahın 3` ündeki telefonlar sevgili arkadaşım. Artık sadece derin uyku var o saatlerde. Eskiye duyulan özlemlerle kavrulmuş ama gene de soğuk bir uyku. Savaşmaktan yoruldum artık gördüğün gibi. Bıraktım herşeyi oluruna ya da bıraktığımı sanıp da daha fazla sarıldım eskinin tüm dallarına yerlerinden koparırcasına.
"Başlangıçları hatırladım. Biteceklerine üzüldüm, hırs yapıp saldırdım. İstanbul` u bir uçtan bir uca bir 14 Nisan akşamı dolaştığımı hatırladım. Ayaklarıma şimdi bile ağrı girdi. Kadıköy` ü hatırladım. Barlara girmez olaydım. Çekilip gidilemez bir mekanı hatırladım. Uğramaz olaydım. Aşkı hatırladım. Tanımaz olaydım. Tutkuyu hatırladım. Zayıfım, hem de çok zayıfım. Zamanın artık geçtiğini hatırladım. Keşke zamanında durdurabilir olaydım!"
Ben nerde yanlış yaptım? Doğduğum yerden buraya kadar gelmekle bir yanlış yaptığımı hiç düşünmedim ki. Hep "kendimi" yaşadığımı düşündüm oysa daha yeni anladım ki ben hiç "kendim" değildim. Hep başka yaşamların üzerine serpilen tuz gibiydim. Bir noktaya kadar tad verip onların herşeyini berbat ettim. Pişmanlık değil bu sadece farkediş. Ne olduğunun farkına varış belki de bu vakitten sonra.
Bu kadar şeyden sonra insanların mutlu olma çizgisini yukarıya çekmenin gerçekten kötü olduğunu anladım sanki. İnsanların çizgisini yükselttikçe mutsuz olan sen oluyorsun hep. Geri dönüşlerin hepsi senin daha mutsuz olmana ve bir noktadan sonra herşeyi terkedişine yol açmakta. İki seçim arasında kaldım nedense. Mutlu olmak ya da mutlu etmek. Yıllarca öğretilen mutluluk kavramının tam bir kaos olduğunun farkına vardım belki de. Bu yüzden artık iki terim arasında "veya/ya da" kullanıyorum. "Ve" lere yer yok mutlulukta. Bir taraf verirken öteki de almalı ki denge kurulabilsin. Kim hangi noktaya kadar kaldırabiliyorsa tabi. Artık dayanılmaz olan noktada alt üst olmaya başlıyorsun. O kadar özlem duyuyorsun ki başlangıçtaki duruma. O sevgiyle söylenen ufak kelimelere, sarılmalara, ağlamalara, başlangıçların en güzeli gündoğumuna... Sabah güneşinden nefret eder hale geliyorsun.
Saçımı uzatmam tekrar başlangıç yaşama isteğim mi?
Tekrar birşeyler yazmam bitiş isteği mi?
Okuyacak birisini aramak ne?
Anlayabilecek birisini bulabilme umudu mu?
Umut ne ki?
En fazla bitime kadar,
Reset düğmesi gibi...
Hala gıpta ederek mi bakıyorsun?
Aferin sana, bak o zaman, devam et!