Microsoft ile "bedava" kelimelerinin yanyana duruşu bile, insanı rahatsız ediyor sanki değil mi? Şimdiye kadar bize anlatılanlar (tamam, bu anlatanların çoğu, "Linux camiasının yılmaz savaşçıları" olsa bile), Microsoft` a karşı bir antipati oluşturuyordu. Emperyalist Amerika` nın milletleri ezerek sahip olduğu kapitalden en büyük kârı alan şirketin MS olduğu gerçeği ile "tatlı su komünistleri"ni, MS-Encarta` da Türkiye` nin bir kısmının "Kürdistan" olarak gösterildiği gerçeği ile de "tatlı su milliyetçileri"ni hedef alan; ya da henüz "recursion fonksiyon" bile yazamayan genç dimağları "açık kodunu vermiyor oğlum Microsoft. Ama Linux öyle değil, her istediğini istediğin gibi değiştirebilirsin" diyerek kışkırtmayı başaran bir kısım anti-Microsoft takıntılılarını hafife almak olmaz.
Yazıya başlarken asıl olarak Microsoft` un neden bedava yazılım üret(e)mediğine dair bir iki fikrimi söyleyecek, sonrasında da "Expression" serisinden yine "bedava" olarak dağıtımına başladığı grafik ürünlerine ait bilgi girişinde bulunacaktım. Ancak ilk paragrafı yazınca bu fikrim de değişti. Özellikle Türkiye` de süren garip savaşı hatırladım. Tabi ki biz Türkler için (aslında AB ve RTE/AKP normlarına göre Türkiye vatandaşları demem lazım) bu süregiden savaş, Hülya Avşar` ın yeni sevgilisinden ya da Seda Sayan` ın türban bile takıp TV` de boy gösterdiği şaklabanlıklarından daha önemli olduğundan, hemen herkesin dikkatini çekmiştir(araya sosyal mesaj sokup dikkat çekme çabası!).
Neyse efendim...
Tamam, kapitalist ve sömürü (emperyalist/emperyal/imparatorluk/osmanlı imparatorluğu/roma imparatorluğu?¿) düzenini hiç birimiz sevmiyoruz da; nedir bu "bedava ve açık kaynak kodlu, mükemmel, ma`-sweet-heart, funny-honey işletim sistemi Linux" sevgisi ile "allah,kahr,bela,god-damn-u-fuckin` Microsoft" nefreti? Bu kadar nefret yoğunluğunu anlayamıyorum sanırım. Türkiye` deki (en azından İstanbul` daki) bilişim camiasını az çok, ucundan bucağından tanıyorum gibi. İnternette forumları, bazı paylaşım sitelerini, teknik makaleleri okumaya ve takip etmeye çalışıyorum. Tüm *nix ile ilgili sitelerde, forumlarda, yazılarda Microsoft` u haddinden fazla bir küçümseme, fazlasıyla yerme çabası var. Hani bu yazıda Ertuğrul Özkök` lük yapma isteğim de yok(ki O` nun yanar döner yazılarını da nasıl severim(!)) ama, bazı insanların bilgiye ulaşmadaki özgürlüğünün şimdiye kadar Microsoft sayesinde olduğu da bir gerçek gibi geliyor bana. En azından Türkiye için böyle bu. Şöyle düşünmek gerekiyor belki de; Türkiye` de kadar çok kişide "kaçak" Windows çalışıyor olması neden? Daha mı kolay entegre ediliyor? Daha mı kolay bir şekilde donanım üreticileri sorunu çözülüyor? Acaba herşey "bir tık" ile halledilebiliyor da ondan mı 55 yaşındaki babam da, 20 yaşındaki kuzenim de Windows kullanıyor? Acaba her şey daha çabuk halledilebildiği için mi herkes bu kadar çok Windows kullanıyor? Ama bir dakika... Linux` un kodu açık ve kendisi de bedava... E o zaman neden insanlar kaçak Windows yerine kanunlara uygun bir şekilde Linux türevlerini kullanmıyor? İnsanların bir problemi mi var?
Örnek üzerinden gideyim de tam olsun. Şimdi, mirmirik.net sitesine; 2006 yılı, Kasım ayı içindeki, sadece Türkiye` den yapılan, tekil ziyaretlere baktım. Sonuçlarda şu var:
1. Windows 7,374 99.41%
2. Macintosh 27 0.36%
3. Linux 12 0.16%
4. (unknown) 5 0.07%
Bunun ve benzeri "hit-log"ların cevabını cidden merak ediyorum. Madem bedava ve "kodu açık olarak dağıtılan" yasal bir şey var, neden Türkiye` deki bilgisayar kullanıcılarının %99` a yakını hala ısrarla o pis Windows` u kullanıyor? Bir yazılım sektörü işçisi olarak bunu aklım alamıyor. Hadi ben hayatımı bunun ile kazandığım için Microsoft` a mahkumum da, zavallı fakir ama çooook dürüst halkıma ne oluyor? Hani bir sivri akıllı Linuxsever çıkar da; "Onlar aptallar çünkü" derse şaşırmam. Çünkü bir çok forum ve birebir konuşmalarda bu küçümseyip bir fikir üretemeyen lafı okudum/duydum. Ama derse ki; "Ey mirmirik; şimdiye kadarki devletler arası politikalar insanları bu yöne itti, sen de bilirsin ki insanlarımız kolayı sever/kolaya kaçar.", orada susarım. Çünkü şimdiye kadar olanlar bunlar. Genç ve meraklı insanlar kolaydan bir fayda gelmediğini görmeye başladılar ve linux` u biraz merakla biraz da ortamlarda havalı olabilmek için kullanmaya başladılar. Ancak büyük şirketlerimiz ve hükümetlerimiz(dikkat: devletimiz değil) hala sağa sola gülücük dağıtmakla meşgul olduğundan bu kolaya kaçmanın zararlarının farkına varamadılar.
Benim Linux ile ilk tanışmam 1998 yılına rastlıyor. Üniversite bitirme tezim(Network Administration and İnternet Connection Sharing with Linux OS) sebebiyle mecbur kaldığımdan, bir yıla yakın bir süre Linux işletim sistemi kullanmıştım. O zamanlarda Windows ile cidden bir tıkta kurtulabileceğiniz sorunlar, Linux ile C++ bilginizi ilerletmek zorunda kalmaya kadar varıyordu. Türkiye` de yeni yeni merak uyandıran Linux işletim sistemi o zamanlarda , yaptığınız(ya da işte; "yapabildiğiniz") ayarlar ile mIRC` de "ban" yememeniz, size "nuke" ya da "dOs" attack yapılmaması gibi mükemmel sebepler ile ev kullanıcıları arasındaki yerini almaya başlamıştı. Hani şimdinin gençliği arasında moda olan SMS gönderme safsatası var ya... İşte onun gibi. "Ortam"larda, "ben Linux kullanıyorum evde" denildiğinde, ne kadar da bilgili ve "aşmış" olduğunuzu cümle aleme göstermiş olurdunuz. En kral siz olurdunuz.
Hani uzun lafın kısası, şu anda da pek bir şeyin değiştiğine de inanamıyorum nedense. Türkiye` de *nix savunan bir çok kişinin bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğuna inanıyorum. Kendilerinin evinde eşleri, çocukları, kız arkadaşları, anneleri ya da babaları Windows kullanırken, Microsoft` a düşmanlıklarının bir mantığa oturmadığına inanıyorum. Açık kaynak kodlarının dağıtımlarının mükemmel olduklarını söyledikleri zaman henüz "include" komutunun ne işe yaradığını bile anlamayan ve işin özü bunun için çaba bile harcamayan kişiler olduklarına inanıyorum. Bir gün size "Kaynak kodları bedava ama" diye Linux savunan birisi olduğunda ona şu soruları sormanız, o kişiyi zorlayabilmeniz ve ileride doğru bir şekilde savunma yapabilmesi için mantıklı olabilir:
a. Şimdiye kadar çözemediğin bir sorun için bu "açık" kodlar ile ne yaptın? (%98 *nix` e toz kondurmayan cevap: her şey yapılabiliyor ki; %2: internetten araştırdım birisi çözmüş, onu uyguladım.)
a.1. (%98 için: e o zaman açık kod ne işine yaradı?)
a.2. (%2 için: eee, sorun bulunduğunda Microsoft da otomatik patch yüklüyor gerektiğinde[tartışılacak bir şey. tartışma konusu için daha sonraki yazılarda bir şeyler ekleyeceğim].)
b. TCO senin için ne ifade ediyor? (%92: Tıko mu?; %6: Te ce o mu? Türkiye Cumhuriyeti Ormanları?¿ %2: Emin ol, Linux için daha düşük.)
b.1. (%92 için: Görüşürüz.)
b.2. (%6 için: b.1 maddesindeki arkadaşın seni bekliyor, penguenlere balık verecekmişsiniz.)
b.3. (%2 için: Peki ya Linux Network Administrator maaşı Windows Admin. maaşından en az 2 kat fazlayken ve karşında destek alabileceğin bir firma yokken sence bu nasıl olabilir? Ne, pardon, destek veren firmalar var mı? Onlar aylık olarak ne kadar alıyor peki? Microsoft` un 3 katı mı? Hmmm. Peki, kalsın!)
Linux severlerin çok azı bu dediklerimin dışında kalıyorlar. Bu konuda Türkiye için aklımda kalan bir iki isim var. Bunların başında Pardus` u yaratan beyinler geliyor. Artık "ticari" olmaları yüzünden "Gelecek A.Ş." aklımda bir miktar geride kalmış. Ancak Türkiye` de Linux gelişimi için kafa patlatanlar denildiğinde "Görkem Çetin" her zaman hatırlayacağım bir isim olacak... Hayır, hayır... Bitirme tezime yardımlarından dolayı değil, cidden "Linux" için bir şeyler yapan birisi olarak kalmıştı aklımda. Mesela kendisi KDE geliştirmelerinin Türkiye liderliğini yapmıştı hatırladığım kadarıyla.
Lafı ve yazıyı o kadar parçaladım böldüm ki, sanırım bundan bir yazı daha çıkacak. En azından toparlama amaçlı. Tüm yazı konusunda demek istediğim şu: Bedava, her zaman iyi değildir. Özellikle de bedava olduğu ve kodunun açık olması kullanıcı için bir şey ifade etmediğinde.
Kelimeler: Açık Kaynak,
Amerika uşaklığı,
Bağımlılık,
Bağımsızlık,
Başvuru Kaynağı,
Bedava, free,
GNU,
Internet Explorer,
Microsoft,
Mozilla,
Open Source,
Sinirlenmek,
Takıntı,
Tavsiye
« Yeni veritabanı ve "Javascript Library"
|
CSS ve XHTML ile Site Navigasyonu »