Insomnia

(Unutulmuş yazılar - III)

19/6/05 - 02.49

Uyku iyi gelir mi bana?

Bilmem...

        Sabahın bu saatinde, o (arka bahçede olduğunu düşündüğümüz ve dedikodusunu da yaptığımız)kuş şarkısını söylemeye devam ediyor sen burada olamasan da. Yaktığım her sigara içemeden sönüyor sen yokken. Şarkılar da dinliyorum yokluğunda. İçinde bir sen, bir ben bir de hayatlarımızdan gidenleri anlatan şarkılar. Bir de sabahları doldurmaya çalıştığım kahvemin -bardağa dökülürken- çıkarttığı seslerden şarkılar üretiyorum kendime. Yine sen yokken.

        Sen yanımda yokken de `hayat dediğim` devam ediyor. Sen yokken de "hayat dediğim(iz)" yerine, "hayat dediğim" diyebiliyorum. Sen yokken, dinlediğim şarkılar bana nedense anlamlı geliyor. Sen yokken şarkılar beni üzebiliyor bir de. "I know someday you` ll have a beatiful life, I know you` ll be a sun in somebody else` s sky, But why, why can` t it be...how can I be more" denildiği zaman arka planda, içime o sigara yakmak için çaktığım kıvılcımlar doluyor. İçimdeki o uçuşan güzel kelebeklerin güzelim kanatlarını yakmak için oradan oraya uçuşuyor onlar. Ama kelebeklerim daha güçlü. Kolayca kurtuluyorlar etrafta savrulan kıvılcımlardan. Uçmaya ve sessiz şarkılarını içime yaymaya devam ediyorlar. İçimdeki kelebekleri o yanıp sönen ateşlerden kurtarmak için bir uğraş da vermiyorum. Herşey kendiliğinden oluyor. Kıvılcımlar, ileride olabilecek mutsuzluklarımı, kelebekler de bu mutsuzlukların olamayacaklarını temsil ediyorlar...

        Çakmak yanmaya çalışırken, sadece kıvılcım yaymaz ki esasında etrafına. "Görev" sürecinde kendi ateşini yakar. O ateş de sadece yanmaz ki kendi kendine. Gün olur "yaratılma" işi içinde, birisinin sigarasını yakar. Sigara tüterken de, sadece dumanını vermez ki sağına soluna. "Olabilme" eyleminde, birilerini zehirler.

        Seni görüyorum yokluğunda. Dans ediyorum saatlerce seninle. Sen yoruluncaya, ben bıkıncaya, biz devrilinceye kadar... Şarkılar çalınıyor etrafımda hala. Dans eden, zayıf, korkmuş ve -gariptir- neşeli olan sarışın çocuklar var çevremde. Eğlenmekteler. Şarkıya ayak uydurmuş tepinmekteler. Çalan şarkılar, insanın o anki yaşamını belirlemekte...

        Ya seninle olmalı ya da yaşamı şarkılara ve hayallere bırakmalı. Şimdiye kadar, şarkılara ya da hayallere bıraktıkça hayat bir harabe olduysa... Dedikleri gibi; "Bu şarkılardan adam olmaz"!

Beni sensiz, mutsuz bıraktın giderken,
Ama alabildin mi bendeki sevinci
Alabildin mi ki bende var olan sevgiyi
Senin verebildiğin ateşi, gece ışığını, gündüz güneşini,
mutluluk için O sebebi
Beni burada kalanlara terkettin giderken,
O karanlıklara terkettin yeniden,
Resimlerin karararıp da anlamlarını yitirmeleri gibi
Gittin işte!
Gittin bir daha!
Bir kere daha...

Ama,
        git
                sevdiğim kadın,
Git ve yeniden gel buraya
        Yeniden gelmeler hep bir başlangıç gibi bana...

Not: Bu yazıyı Haziran 2005 gibi yazmışım. Şimdi "biz" olarak yaşadığım(ız) kişi ile ilgili. Bir önceki yazıya benzer şekilde; bu da eskilerden!
 |  günlük  |  mirmirik  |  24.12.2008 00:00:00

Yorumlar Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk siz yapın.













Security Code


İsviçreli bilim insanlarının, yorumunuzu yapmadan önce, sitenin "Kullanım Koşulları"'ndaki Sitedeki Yorumlar bölümünü okumanızı tavsiye ettiklerini biliyor muydunuz?