Huzur

"O" huzurlu olduğu zamanlarda ben huzursuz isem, O`nun huzurunu bulandırmamak/kaçırmamak için, benim de huzurlu olmam gerekiyor diye düşünüyor; daha sonra zorlama huzur olmaz diyerek(çünkü öyle "an"larda, "O", öyle olmadığımı "anlar") bundan vazgeçiyorum. Oluruna bırakıyorum. Ben de biliyorum ki, "O", huzursuzluğumu giderme/yok etme becerisine sahip. Huzursuzluğum gidince, huzur geri geliyor huzursuzluğumun yerine. Mutlanıyorum.

"O" huzurlu iken, huzursuzluğum dayanamayacağım kadar fazla ise, istemeden de olsa(çünkü öyle olmasını istemediğimi daha sonraki muhasebede anlıyorum) O`na da bulaştırıyorum. Huzursuzluğum ikiye bölününce de, önceki durumuma göre huzurlu hale geçiyorum. O`nun huzursuzluğu arttığı için de, O`ndaki huzursuzluğu ve mutsuzluğu almaya çabalıyorum. Benim sebep olduğum huzursuzluk yok olunca da, tam olarak huzura kavuşuyorum. Mutlanıyorum.

"O" huzursuz ve ben huzurlu isem de; başarabildiğim kadarıyla -aslında, daha doğrusu bencilliğim el verdiği ölçüde- O`ndaki huzursuzluğu kaçırmak için(huzur kaçabiliyor da, huzursuzluk ondan daha mı cesur sanki ey okuyucu?) bendeki huzuru O`ndaki huzursuzluğun üstüne salmaya çalışıyorum. O`nun huzursuzluğu korkup da kaçınca, ben daha da huzurlu oluyorum. İlk baştaki huzur ortamıma kavuşuyorum. Mutlanıyorum.

"O" huzurlu iken ben de huzurlu isem; işte o anlarda ne olduğunu hiç bilmiyorum.
İnsan huzurlu iken düşünce üretmek için, sorgulamalarda bulunmak için, planlar yapmak için, zaman "öldürmek" için kafasını yormaz ki.
O anının -ya da işte, "o anı"nın- zevkine varır sadece...
Yani;
sanırım!
 |  günlük  |  mirmirik  |  15.10.2008 00:00:00

Yorumlar Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk siz yapın.













Security Code


İsviçreli bilim insanlarının, yorumunuzu yapmadan önce, sitenin "Kullanım Koşulları"'ndaki Sitedeki Yorumlar bölümünü okumanızı tavsiye ettiklerini biliyor muydunuz?