Herşey bu kadar hızlı yanıp da bu kadar çabuk mu ışığını yitirmeliydi?
Tüm o sevecen konuşmalarımız sadece
`eve gelirken bir de sigara almayı unutma` lara mı dönmek zorundaydı?
Birbirimize aşk ile bakışımız bitip de
`aaa saçını ne zaman boyattın` a ya da
`gene mi sakal bırakıyorsun` a mı döndürmeliydi sözlerimizi?
Sabaha kadar birbirimizi izleyip
`önce sen uyu ben senin yüzünü seyrediyorum` lar başka bir sabah uyandığımızda
`çok uykum var, sakalın batıyor ya` lara mı dönüşmeliydi?
Birbirimize karşı akıttığımız onca gözyaşı artık sadece romantik filmlerin içine mi gömülü kalmalı ya da sadece kıskançlık patlamalarında mı ortaya çıkmalıydı?
Sabahlara kadar barlarda yapılan danslar artık uzakta birilerinin yaşadığı gıpta ile bakılacak hayaller olarak mı yer etmeliydi?
Yokluklarımızda saniyenin geçmesi bile kayıp sayılırken artık varlıklarımızdan mı rahatsız olmalıydık yoksa kalabalığın ortasındaki yalnızlıklar gibi?
Dostlara birbirimizden bahsederken yaşadığımız o heyecanlar ve o yanak kızarmalar artık yerlerini tavla zarını atarken yaptığımız
`hı hı, X yıl oldu ya` tarzındaki kafa sallamalarına mı bırakıldı?
Gençlik ölmeli ve biz yaşayan sarkık bedenli ruhlar olarak mı devam etmeliydik yokuşu çıkmaya?
Olan bitene bakıp da gene de hiç düşünmemeli miydik sadece kendimizi üzmemek, eskiyi hatırlamamak, geleceği de kurtarmayı istememek adına?
Eskinin tek kaydı olarak hafızalarımıza değil de birbirimize yazdığımız (bir ucunu yakmaya çalışıp başarısız olduğumuz) e-postalara ya da ICQ mesajlarının kayıtlarına mı güvenmeliyiz yoksa artık?
Heyecanlarımızı bir kutuya koyup sakladık. Zamanının gelmesini bekliyoruz. Tekrar eskiye dönmek için mi sabretmeye çalışıyoruz? Kutuya koyduklarımız arasında aşk da vardı da biz mi farkına varamadık? Etrafta görmeyi istemediğimiz şeyleri deri çantalara, karton kutulara koyarken aynı zamanda benliklerimizi de kitap aralarına sıkıştırdık da artık duymak istemediğimiz şarkılara nefretle kulak kabartır olduk?
Neler yaşadık bu kadar zamanda, neleri arkamızda bıraktık?
Ölüm mü olacak illa ki sonu?
İlla ki sonu mu olacak?
Sonu olacak mı?
Ölüm mü?
Son mu?
İlla mı?
Kelimeler: İç kavga,
Şizofreni,
Aşk,
Acı,
Af Dilemek,
Affetmek,
Ayrılık,
Delirmek,
Efes Pilsen,
Eskiler,
Hata,
Hüzün,
Keder,
Konuşma,
Özlem,
Tekila,
Üzüntü
« Neye gıpta ile bakıyorsun ki?
|
VAZGEÇME ve SON »