Değişiklik yapmak ile uğraşacağım derken, doğru dürüst bir şeyler yazamaz oldum... Evin altı üstüne gelmiş durumda. Mutfak sonunda yıkıldı, baştan yapılıyor. Yatak odası değişmek üzere(yarınmış sanırım), eski salon zaten aylar öncesinden başka taraflara gitti, yeni takım geldi. Hayret kedi de iyileşti.
Eskiden bunlar ile uğraşmazdım, bunlar yoktu ki hayatımda... Dört işlemden bile anlamazdım...
Dağınık ve dağıtık aşklar, gönül eğlendirmeler, bunlar sonucu olan dağınık yataklar ve dağıtık yürekler vardı hep. O zamanlarda topladığım tek şey, haftada bir olmak kaydıyla yere düşmüş bira kutuları ya da yılda bir olmak üzere dağılmış benliğim idi. Şimdi etraftan düğün davetiyesi örnekleri, düğüne çağrılacak eski dostların telefon numaraları toplanmakta...
Çarpım ile ilgili ise ya yüzüme çarpılan kapılar ya da yere çarpıp kırdığım bira bardakları vardı hayatımda. Yaptıklarım yüzünden bir gün çarpılıp gideceğim korkusu da pek bir hakimdi gerçi. Şimdilerde ise aylık ödemelerin ay sayısına çarpımlarını birbiri ile toplayıp ödeme planı oluşturmaya çalışıyorum...
Beni hayatlarından çıkarmış olanlar ile ilgili hüzünlerimi bir kenara kaydırıp, bundan boşalan yere kendi hayatımdan çıkarmaya çalıştıklarım ve çıkardıklarım ile ilgili bir şeyler koymaya(toplamaya mı yoksa?) çalışıyordum bir ara. Şimdilerde ise çıkarttığım tek şey; evde yıllardır birikip durmuş eski sayılabilecek eşyalar, ders notları, bilgisayar parçaları.
Bundan iki yıl öncesinde; işimi, `aşkım` dediğim insanlar ile bölüp sonunda hep kendi zararıma olan parçalara ayırıyordum. Belki bu yüzden her iki şey de bölük pörçük gid(em)iyordu. Şimdilerde bölmeye çalıştığım tek şey akşamları evde sıcak yemek yerken ihtiyaç duyduğum ekmek.