İ: İçteki dost, M: Mırmırık
İ: Nerde kalmıştık?
M: Hatırlamıyorum!
İ: Daha dört ay öncesinde bir şeylerin kavgasını vermiştik. Nasıl hatırlamazsın?
M: Boşunaymış o kavga.
İ: Neden ki?
M: Bak kimin için kavga ettik!
İ: Kızgınsın sen!
M: Değilim. Hissizleştim. Söyledim ya bu sabah.
İ: ...
M: Kızamıyorum. Acıyorum şu anda. Ne yapacak, nereye gidecek, nasıl yaşayacak diye. Nefret etmek istiyorum, yapamıyorum. Konuşacak bir tek sen varsın. Sana kusuyorum herşeyi gene.
İ: Güzel tarafı hiç mi yok?
M: Elbet var. Sınırımı öğrendim. Sinirlenme sınırımı. Bir de en azından bir kaç kişi daha tanıma fırsatım oldu. Güzel oldu.
İ: ...
M: Başka şeylerden bahsetsek?
İ: Tabi, nasıl istersen. Bak mesela şu anda ev temizleniyor. Akşam temiz eve gideceksin.
M: Gittiğimde temizlenecek daha bir çok şey var orada. Silinecek dosyalar, atılacak çöp değerindeki yazılar, resimler, anılar...
İ: Başka bir şeyden bahsediyoruz sanmıştım.
M: Özür dilerim. İşe geri dönelim. Çalışalım iş karşıtlarına inat.
İ: Dur ben de geleyim seninle.
M: Gel. Ayrılma hiç yanımdan. Bırakma beni sakın. Düşeceğim...