günlük kategorisindeki yazılar

Bir süredir hazirliklari manhem tarafindan yapilan dolmakalem.org sitesi sonunda beta yayinina basladi. Degisik blog yazarlari tarafindan desteklenen sitenin asil amaci, blog yazarlarinin kendi sitelerinde yaz(a)madiklari yazilari burada ilgiye sunmalari. Sitenin yardim sayfasinda tanim olarak su yer aliyor:

"Her biri kendi uzmanlik alaninda farkli yazilar yazan/düsünen bir gurup yazarin, kendi sitelerinde deginemedikleri konulari yazdiklari bir nevi kaçis yuvasi... Dolmakalem, durusu itibariyle yazarlarina sinirsiz yazma özgürlügü taniyan, fikir ve eser üretme konusunda sinirlari reddeden bir olusumdur. Bu nedenle sitede kategorizasyon sistemi yoktur. Dolmakalem, okuyucularinin görüslerini ve katkilarini önemser, gelen yorumlarin herbirini bir fikir dagarcigi olarak bünyesine katar."

Bu olusum içinde ben de yer aliyorum. Tanimdan anlasilacagi üzere ben de bu siteyi uzun zamandir hayalini kurdugum "teknik" tarafa çekebilecegim. Kendime özel bir blog sitesini de belki yine bu sitenin bir alt domain` inde tutarim. Neyse. Haydi bakalim, hayirli olsun!
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  07.04.2006 00:00:00

Yeni resimler

Baharin gelmesi serefine "img" bölümündeki "Yan(si)malar" albümüne yeni resimler eklendi. Bir ara (zaman bulunursa) bunlari duvar kagidi olarak da yayimlayabilirim. Tüm yeni eklenen resimler ITÜ Teknokent ARI-2` de("Teknokondu" kelimesini tercih etsem de), giris kapisindaki yesillik alanda, Minolta dImage Z20 ile, macro çekim açik olarak çekilmistir.
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  02.04.2006 00:00:00

Sevgili Tahabettin(!) bana "elim sende" diyerek kenara çekilmis bir hafta kadar önce. Ben de ancak firsat bulabildim. Elimden/klavyemden geldigi kadariyla sorduklarini cevaplayayim efendim...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  27.03.2006 00:00:00

Daha önceden belirttigim gibi sitenin yeni düzenlemesini XHTMl+CSS ile yapmistim. Dün gece de tüm siteyi yeni bir tasarima geçirmenin ne kadar zaman alabilecegini test etmek için bir iki ekleme yaptim. Site içi gezintiyi saglayan ana baglantilarda "Voltran" diye bir link var. Bu arka planda sadece o anda kullanilmakta olan CSS dosyasini degistiriyor. Sitenin tamami da o linke tikladiktan sonra yeni bir sekle/semale bürünüyor. CSSZenGarden` i bilenler bilir. Bu konunun fikir babasi da orasidir.
Bu arada bahsi geçmis olan Altin Günü sirasi bizde. Internette konuyla ilgili güzel yemek tarifleri ararken açik büfe isimli bloga rastladim. Oldukça basarili. Tavsiye edilir.

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  25.03.2006 00:00:00

Bu biçim...

Geçtigimiz altin gününde de Müjo` nun ve Aylin` in hatirlattigi bir sarki vardi yine eskilerden. Bu gece -sanirim evde yalniz olmamdan kaynaklanan özlem duygusu idi sebebi- onun pesinden kostum durdum. Bende vardi bu sarki demistim Müjolar ile konusmamizda. Hatta abartip "valla var lan, bak geldiginizde dinletecegim size, kapak olsun" gibi gayet "ailevi" ve "düzeyli" cümleler kurmustum kulaklari çinlasin. Neyse efendim. Sadede gelelim...

Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  11.03.2006 00:00:00

Baslik birbirinden ne kadar alakasiz iki konuyu içeriyorsa, su anda içinde bulundugum duygular da bunu içeriyor. Neyse efendim. Konuya gireyim, anlasilir zaten. Siteye eklemeyi düsündügüm yazi -belki de bir sonrakinde ekleyecegim- suna benzer bir sekilde basliyordu;

"Bugün Fatih ile de muhabbetini yaptigimiz bir konu var. Sitelerimiz kaynak kodlarini açiklamalari ile beraber indirmek için site ziyaretçilerine açmak."

Ama yapamadim. Çünkü...


Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  10.03.2006 00:00:00

Resim galerisi

Daha çok çektigim(iz) resimlerden olusacak olan "img" bölümünü de açtim. Yavas yavas içini doldurmaya devam edecegim. Simdilik koydugum tüm resimler Konica Minolta DImage Z20 ile çektigim(iz) fotograflar. Ileride photoShop ve SLR çekimlerini de eklemeye çalisacagim.

Hadi bakalim...


Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  06.03.2006 00:00:00

Eski zamanlar...

Zamaninda yasanan ruhsal çöküntülerden kurtulmus oldugunu sanmanin verdigi rahatlikla yola devam ederken, bir anda arka planda çalan RHCP parçasi Otherside ile insanin durup da "lan..." demesi ne kadar garip ise, Winamp listesindeki bir sonraki parçanin da U2 dan What If God Will Send His Angels olmasi da bir o kadar iç burkucudur. Bu beraberlik veya ardindalik bu gece yasanmis, gözler sirf bu yüzden dolmustur. "Eski" diye anilan ve -artik- unutuldugu sanildigindan dolayi bile mutluluk ile anilmaya çalisilan zamanlar bir anda ve teker teker insana çarpar da; insan denilen yaratim ne oldugunu anlamaz. Insan bir alkollüyken öyle bir liste olusturmustur ki vaktinde, -bu Winamp denilen gavur icadinda- simdi o listeyi ekranda yeniden okurken bile aci çeker. Bilinç alti denilen o ikinci yasam o kadar güzel oyuna getirir ki insani, söylenecek ya da -iste- söylense de bir ise yarayabilecek olan cümle üretemez esas -veya esas oldugu sanilan o- oglan.
Içinde yarattigi, içinden disa çikartmaya çalistigi, gurur duydugu, hep O` nun gibi olmaya çalistigi "içteki dost" ve disinda yarattigi, disindan içine sokup da saklamaya çalistigi, utanç duydugu, hep O` nun gibi olanlardan dolayi aci çektigini düsündügü "distaki dost" da yardimci olamaz adama artik. Öyle bir yalnizlik içinde oldugunu anlar ki bir anda, sevdigim dedigi, hayatini O` nunla sonlandiracagina inandigi kisinin hemen yaninda yatiyor olmasina da aldirmaz. Yazar... Yazar durur, uydurur insan. Bilgisayar denilen o lanet olasi ve sadece bir ile sifirdan anlayabilen cansiz üzerinde mastürbasyonunu yapar. Ah ne güzel de içimi döktüm, içimden gelenleri yazdim iste, ne kadar da mutluyum artik der belki de.
Bir zamanlar Kadiköy` de Buddha Bar vardi. "Hala var ki" diye ukalalik da yapabilirim. Ama bahsettigim taraf, hani su "ayni nehirde iki defa yikanamazsin" tarzindaki düsünceden yola çikan "benim için artik yok ki" kismi. Sunu sorguluyorum kendi kendime; "o barda OtherSide dinleyerek kaç defa dans ettik bir özel saydigim insanla?" ya da "Bu `What If..` çaldigi zamanlar kaç defa hüzünlendik o barda?" Sikintili oldugum kaç zaman ben o bara yalniz basima gidip de The Temple Of The King dinledim? Kaç defa Tonic` in fazla popüler If You Could Only See sarkisi ile ya da Leonard Cohen in If It Will Be your Will` i ile kendi kendime bugulu dolasma yaptim ayni mekanda? Bunlarin cevabini verememek insani yoruyor. Belki de asil yoran kisim; bu sorulari "simdi" kendime soruyor olmam...
Kadiköy` e dair en son hatirladigim güzellik ise bir çiplak elf ile sokaklarinda yaptigimiz uzun yürüyüs... O kadarcik iste!
NOT: "Bundan önceki hayatimda" diye baslayan cümleleri tekrar tekrar yazmak istemedigim için simdiye kadar belirtmedim ama açiklama "gereginde"/"geregi de" hissettim simdi. "Eski" diye adlandirdigim, "bir zamanlar" diye dillendirdigim ya da "-di` li geçmis zamanla yüklemlerini yazdigim zamanlar" hep huzurum olan Mügem` den önceki zamanlara refere etmekte. Her ne kadar o zamanlar simdi kafami mesgul ediyor olsa da, her ne kadar o zamanlara biraz obsesif yaklasiyor olsam da, bunun simdiki yasadiklarim ile bir ilgisi yok.
Devamı »

Yazı kategorisi günlük  |  mirmirik  |  05.03.2006 00:00:00
Sayfa: |< << 3 4 5 6 7 >> >|